Aldatmak

Bir kadın neden aldatılır?

Sahi neden aldatırız biz erkek milleti?

Ardı arkası kesilmez bu soruların, kadın da, erkek de aldatır zaman zaman…

Ama biz erkekler kadınlardan daha alçalırız çoğu zaman.

Hepimizin düşündedir güzel, anaç, iyi ve zeki bir kadın böyle bir kadın bizi sevsin isteriz, bizim olsun isteriz, kendini bize adasın isteriz ve o imkansız olan, olur bir gün hem çok güzel, hem çok zeki, hem çok kültürlü, hem de çok anaç bir hatun sevgilimiz olur, bize aittir bizimdir hem çok dişidir hem de yarım saatte 28 çeşit meze yapabilecek, yarım paket makarna bir kaşık yağ ve çeyrek dilim peynirden size dünyanın en lezzetli yemeği gelecek bir yemek sunabilecek kadar becerikli mutfakta tek kirli çatal bırakmayacak kadar titizdir.

Bize aittir o kadın, aklında, yüreğinde, bedeninde, her düşüncesinde sadece biz varızdır deli divane bir şekilde sever bizi.

Oysa biz alışık değilizdir böylesine harika bir kadının düşlerimizden öteye bizimle olmasına, özerkliğimizi paylaşmak tuhaf gelir, bir ay, iki ay, beş ay, bir yıl ve dayanabileceğimiz daha bir kaç aydır tahammülümüz sonrasında ayrılmak için bahaneler ararız, çünkü ya o kadın bize fazladır ya da erkendir bize geliş zamanı, kimimiz o kadının çok iyi olduğunu bizim sunabildiklerimizden daha fazlasını hak ettiğini düşünür bunun için ayrılmak isteriz, kimimizse alışıktır rahatlığa, özgürlüğe, her istediğinle bir başka kadınla yatmaya alışıktır ve daha fantezileri vardır aldatmadan duramaz.

Ve terk edilir kadın.

Fedakar erkek kendini kötü göstermeye çalışır beceremezse sessizce uzaklaşır sevdiği ama kendisinden daha iyilerine layık olduğunu düşündüğü kadının hayatından.

Ve sadece hoşlandığı için onunla olan erkek ise olabildiğince dayanır, sınırları zorlar, duvarlarını yıkmaya çalışır kadının olabildiğince zorlar kendi fantezilerine ikna etmeye, beceremezse eğer sapkın duyguları, fantezileri daha ağır basar ve devam eder aldatmaya git gide alçaklaşır, basitleşir ve cinsellik hariç her konuda sevdiğini düşündüğü o kadını ne terk edebilir ne de terk edilir ve son eylemi şereften yoksun bir şekilde gerçekleşir evinin anahtarını teslim edecek kadar benimsediği kadını, o kadının elleriyle yıkayıp, ütülediği çarşafın, yastık kılıflarının üzerinde aldatır ve zerre acımaz yüreği.

Genç kadın yakın arkadaşı Alkolü tek arkadaşı kabul eder ve iyice sarılır ona ayılmadan bayılırcasına gün aşırı içer, içinde tutar göz yaşlarını, ağlayamaz, maske takar yüzüne ve şeytanım ben der sahte gülücükler savurur etrafına oysa içinin güzelliği, masum yüzüne fazlasıyla yansımıştır kadının kadına sadece kadın olarak bakmayan erkekler görmek istemez bu yönü dünya iyisidir oysa kadın, çocukluğundan 30’lu yaşlarına dek yaşadığı çileli günlerin sonrasında sadece huzur ve sevgidir istediği, sadece sevgi güvenle başını omzuna koyup uyuyabileceği bir erkek, huzur bulacağı bir ev ve mutlu olmaktır istediği.

Ama verilmez o huzur hani normalde bakmayacağı fiziken belki istemeyeceği bir adama aşık olmuştur ve yemiştir hayatın acımasız tokadını.

Genç yazar her ne kadar kadının bildiği acımasız gerçekleri bir kez daha söylese de inanmak istemez güzel kadın.

Ben dahil hiç bir erkeğe değmez bunca göz yaşı bunca kendine zarar.

Bunca içmen sadece kendine zarardır

Hem güzel, hem akıllı, hem de masumdur kadın ve kedi gibi kıvrılıp uyurken genç yazar göz yaşlarını sildikten sonra düşünür durur, neden kadınları üzmeyecek erkekler ve erkekleri ağlatmayacak kadınlar bir araya gelemiyor hiç bir zaman.

Gökhan KARADUMAN